Haftalık Piksel Raporu – 40

Haftanın Çalışması

Polycolor 6 Nisan’da yayınlandıktan sonra 151 ülkede anasayfaya çıkarak en iyi çıkış yapan oyunlarımdan biri oldu. 5 günün ardından en çok ilgi gördüğü 5 ülkenin İngiltere, Çin, Amerika, Almanya ve Kanada olduğunu söyleyebilirim. Türkiye nerede? Ben de aynı soruyu soruyorum. ¯\_(ツ)_/¯

Oyunun çıkışı sonrası beni şaşırtan ya da şöyle söylemek daha doğru olur, çıkış öncesi beklentilerimin aksi yönde gerçekleşen bir olay da şöyle oldu. Oyunun tamamını değerlendirdiğimizde, 72 bölüme bir bütün olarak baktığımızda kolay bulmaca oyunu sınıfına sokamayacağımız derecede zor bölümler fazlalıkta ama insanlar oyunlar hakkında yorum yaparken başlangıç bölümlerini referans alarak yorumlarda bulunuyorlar. Oyunu bitirmeden bazen yarısına bile gelmeden bir hüküme varmak genel bir yönelim. Bu da kolay-mış gibi yorumların görünürde çoğalmasına sebep olup, oyunun çekmek istediği zor puzzle seven kitlenin uzaklaşmasına sebep oluyor. Gerçekte olan ise oyunun ileriki safhalarında yorumda bulunanların oyunu zor olarak nitelendirdikleri ama bu insanlar oyunu erken aşamada yorumlayan insanlardan daha az. Peki bunun üstesinden gelemez miydim derseniz? Bu bir ikilem bana kalırsa ”şimdilik”.

Polycolor 19.bölüme kadar zorlaşmaya çalışmıyor çünkü ileriki bölümlerde kullanıcının rahat edebilmesi için kuralları bilmesi yeterli değil, aynı zamanda bir motor fonksiyon gibi kurallara karşı bir alışkanlık da kazanmak gerekli. Örnek olarak kırmızı-mavi-sarı renk sıralamasını bilinçli olarak düşünmek zorunda kalarak 19.bölüm sonrasını oynarsanız, normalden daha fazla zorlanırsınız. Bu gerekli öğrenim süreci kullanıcıların zor bulmacalar karşısında daha rahat etmesini sağlarken, acele yargıya varan kullanıcıların da oyunu kolay olarak nitelendirmesine sebep oluyor. Bu da oyunu tasarlarken yaptığım seçimlerin katlanmak zorunda olduğum sonuçlarından biri(belki de bu konuda daha da kendimi geliştirene kadar). Öğrenim süreci neden uzun olmak zorunda sorusunun cevabı da, oyunu anlatarak değil oynatarak öğretmekle ilgili olduğundan bu raporun amacının dışına çıkmasına sebep olacak kadar uzamasına sebep olur, o kısma girmeden burayı bitiriyorum^^

Haftanın Dikkate Değer Okumaları(Genel)

The Ideal Workweek, According to Science: Daha az çalışma saatlerinin daha verimli olduğunu her sektörün aynı hızda anlaması çok zor.

Spotify Altyapısına Teknik Bir Bakış: Spotify altyapısını merak edenlere türkçe ayrıntılı bir içerik.

Hava Kirliliği Sanat Eserine Dönüştürüldü: Yapılması için büyük bir maliyet gerektirmeyen böyle girişimleri deneyen şehirler arasında neden bizden bir şehir yok diye sormadan edemedim okurken.

The Riddle of Experience vs. Memory

Daniel Kahneman’ın ”Hızlı ve Yavaş Düşünme” adlı kitabını satın alınca(okuduğumda onun hakkında da bir yorum yazarım elbet) internetteki videolarına da bir göz atayım dedim. Araştırırken bu video karşıma çıktı. Anlattıkları ile Instagram arasında bağ kurmamak mümkün değil.

Ekstra;

DevPod‘un Bilgem Çakır ve Semih Demirer‘i konuk olarak ağırladığı bölümleri kaçırmamalısınız.

Leave a reply:

Your email address will not be published.

© 2016-2019 Alper Iskender