Belgrad – Tanıdık Bir Yüz

Bu yazıyı yazmayı 30 gündür erteliyormuşum, bilgiler tazeliğini yitirmeden kaleme alayım dedim. 20 Seconds‘ı bitirdiğim ve 27 Eylül çıkış tarihini beklediğim dönem, ufak bir tatil yapmak istedim. Vize stresiyle uğraşmak da istemediğimden, Belgrad’ı keşfetmek için uygun koşullar oluşmuştu. 19-23 Eylül tarihleri arasında yaptığım bu seyahat, bende yaz dönemi bu şehri yeniden görme isteği uyandırdı.

Seyahat Başlangıcı

Pegasus Belgrade

Pegasus bütün şikayetlere rağmen bir low-cost firmayla uçtuğunu bildiğin sürece, yeterli hizmeti(ekstrem durumları saymassak) verdiğini düşünüyorum uygun fiyatlarıyla. Bu sebeple ben de uygun fiyatlı uçak bileti(Gidiş Dönüş 190tl) bulunca bu fırsatı kaçırmak istemedim.

Ortalama 2.30 saatlik bir yolculuğun ardından Nikola Tesla Havalimanına varıyorsunuz. Sırbistan’da ilk defa gördüğüm hemen uçaktan indikten sonra bir kontrol noktası var. Sonradan öğrendiğim kadarı ile pasaportunda başka ülkeden alınmış hiç vizesi olmayan kişilere ekstra klasik -Ne kadar kalacaksın? -Nerede kalacaksın? gibi sorular sorup ilgili belgeleri görmek istiyorlarmış.

Bavulunuzu aldıktan sonra havalimanından çıkmadan paranızı dinara çevirebileceğiniz atmler bulunmakta, 1 atm pasaport kontrol noktasından önce de var. Burada şehir merkezine gitmeden önce paranızın birazını dinara çevirmenizi tavsiye ederim. 1 Euro 100 dinardan fazla ediyor ve şehir merkezine giden A1 minibüs 300 dinar. Bu hesapla kendi isteğinize göre belli bir miktarı çevirin, şehir merkezinde her yerde bulabileceğiniz exchange bürolarından daha iyi bir kurdan geri kalanını çevirirsiniz.

Şehir merkezine gitmek için 3 seçeneğiniz var gördüğüm kadarı ile. Doğru hatırlıyorsam 72 numaralı otobüs ya da A1 numaralı minibüs(her 30dakikada bir) ve taksi seçeneği. Taksilerde fazla sayıda ekstra parasını kaptıran insanların yazılarını okuduktan sonra kullanmayı düşünmedim ama kullanacak varsada onlara -pink- taksiler öneriliyor. A1 ile gitmeyi seçerseniz Hotel Slavija Garni’nin önündeki baba son durak. Otobüslerde para değil kart geçiyor ancak A1 minibüsü para karşılığı size bilet kesiyor, bilginiz olsun. Ayrıca A1’in sürücüsü gördüğüm en mutlu minibüs sürücüsü idi, bu da ilginç bir ayrıntı olarak kalsın burada.

Konaklama için seçtiğim yer; Hostel and Apartments Skadarlija Sunrise

Mevki olarak şehrin merkezinde Skadarlija semtinin müziğin eksik olmadığı ünlü caddesinde . Hostel ile ilgili bir problemim olmadı tek bir konu dışında o yüzden bir sonraki sefer başka bir yerde kalmayı planlıyorum. O konuda priz sıkıntısı idi. 2016 yılında şarj denen yeni bir sorunumuz var, harici batarya ile geldiğimden sıkıntı yaşamasamda, insan priz gibi kolay verilecek bir hizmetin her hostelde olması gerektiğini düşünüyor. Burada da var ama kişi başına 0.3 priz düşüyor diyebiliriz.

Knez Mihailova

Knez Mihailova

Bavulu hostele atıp, soluğu sokakta aldığımda Belgrad’ın merkezinde olması sebebiyle ilk gezdiğim yer Knez Mihailova caddesi oldu. İstiklal Caddesinin yeni halini ilk bakışta andırıyor diyebiliriz. Sağlı sollu bazılarını Türkiye’de de bulabileceğiniz binbir çeşit mağaza var. Fiyatlarda pek fark göremedim belki mevsime göre değişiyor olabilir, fiyat farkının olduğu kısım Belgrad’ta yeme içme kısmı, gerçekten çok ucuz. Çok iyi-doyurucu bir yemek yesenizde cebinizden çok fazla para çıkmıyor. Bir ayrıntı vermek gerekirse dinarın değersizliğinden dolayı restoranlarda para üstü verilmiyor, ilk başta garipseyebilirsiniz 30-50 dinar söylemesi büyük gelsede. 1 euro’nun 120 küsür dinar ettiğini düşünürseniz, önemsiz rakamlara tekabül ediyor zaten yeterince ucuza yiyorsunuz. Marketlerde, mağazalarda ise tabi ki kuruşuna kadar para üstü veriliyor.

Bir başka detay bu caddede gezerken farkettiğim, bizde sahil kenarlarında görmeye alışık olduğumuz ve etrafıda çılgın kirleten çekirdek çitleme alışkanlığı yerine burada patlamış mısır yeme alışkanlığı var gezerken. Her 100 metrede bir bir satıcı bulunabiliyor.

Kalemegdan

Kalemegdan 2

Bir başka gezilmesi gereken nokta Sava ve Tuna Nehrini de izleyebileceğiniz Kalemegdan. Gün batımında gitmenizi tavsiye ederim. İçerisindeki müzeleri gezebilir, dönemsel gelen sergilerde vakit geçirebilirsiniz. Knez Mihailova caddesine çıkan tarafından da sevdiklerinize alabileceğiniz hediyelik eşyalar satan satıcılar bulunmakta.

Djo Ana Training Court

Tenis severlerin ilgisini çekebilecek ekstra bir ayrıntı vermek gerekirse Kalemegdan’ın içinde tenis kortları bulunmakta ve resimde gördüğünüz kortlarda genç iken bugünün erkeklerde No.1’i Novak Djokovic ve bir zamanlar kadınlarda No.1 seviyesine kadar yükselmiş Ana Ivanovic antreman yapıyordu. Şaşırtıcı olan kısım ise bu değil, 99 yılında Belgrad bu haldeyken ikiside vakit buldukça bu kortlarda antreman yapmaya devam etmişler. Novak’ın bu konudan bahsettiği röportajına buradan ulaşabilirsiniz.

Nikola Tesla Müzesi

Nikola Tesla Museum

Belgrad’a gelip tarihin gelmiş geçmiş en ünlü mucitlerinden Tesla‘nın müzesini gezmeden dönmek olmaz. Burayı kendi başınıza gezmek yerine her saat başı yeniden başlayan tur eşliğinde gezmenizi tavsiye ederim. Göreceğiniz aletlerin hikayelerini ve Tesla’nın hikayesini daha ayrıntılı öğrenebilirsiniz. Ayrıca görevli eşliğinde gezerseniz, Tesla’nın bazı icatlarını çalışırken görme şansına da sahip olabilirsiniz.

Zemun Bölgesi

Belgrade Zemun

Bisiklet kullanmayı seviyorsanız Zemun bölgesi bunun için en ideal yer diyebilirim, olabildiğince düz ve yeterli uzunlukta bir sahil(nehir?) şeridi var. 1, 3 saat ya da tam gün için bisiklet kiralayabiliyorsunuz. Aynı bölgedeki nehir kenarında kurulan cafeleri de denemenizi tavsiye ederim.

Gardos Kulesi

Gardos Tower

Zemun bölgesine gelmişken gidebileceğiniz bir başka lokasyon Gardos Kulesi. Ben buraya bisikletle geldim. Yokuşu taşlı yolları sebebiyle zorluk çıkarsa da, bisikletle çıkılmayacak yer değil. Hemen dibinde Big Fat Cat isminde bir cafe var orada da dinlenebilirsiniz. Bisiklet+Kulenin merdivenleri sizi de yeterince yoracaktır.

Nehir Gezisi

Belgrade Knight Boat

Sava ve Tuna Nehrini gezebileceğiniz bir çok seçenek olsada en ilginci sanırım, yüzyıllar önce savaşlarda kendini göstermiş ve en sonunda Belgrad’ta turist gezdirerek emekliliğini geçiren Slavjana gemisi ile nehri gezmek olsa gerek. Gözden kaçabilecek bir yerde konumlandırmışlar, Googlemap’de tam olarak nerede bulabileceğinizi burada gösterdim. Bir saatlik, nehrin bütün güzelliklerini görebileceğiniz bir gezi deneyimi sunuyor size. Seferler 14-16 ve 18’de doğru hatırlıyorsam, gün batımına denk getirirseniz ekstra keyifli olacaktır.

Avala Kulesi

Avala Tower

99 yılında yıkılan 2010 yılında yeniden yapılıp açılan Balkanların en yüksek kulesinden bu manzarayı izlemeden Belgrad’tan ayrılmayın. Benim gibi turist kafilesi ile gitmek istemiyorsanız, size nasıl gideceğinizi de tarif edeyim. Şehrin merkezinde Knez Mihalilova’nın 1-2 sokak altında otobüslerin kalktığı bir merkez var. Oradaki büfeden tam gün geçerli biletinizi alıp, 41 nolu otobüse biniyorsunuz. Paunova’da inip, 1 cadde ileriden(sorduğunuz herhangi biri hangi tarafta olduğunu söyleyebilir) 401 nolu otobüse binip Avala Kule’sine gelebilirsiniz. Kule ile ilgili şaşırtıcı kısım, tepesinde bulunan cafede fiyatların Belgrad ile aynı olması. Türkiye’de turistik mekanlarda ekstra fiyat geçirilmesine alıştığımızdan, bu şaşırtıcı geldi bana.

O kadar yol gelmişken aynı tepede bulunan Unknown Hero‘ya uğramadan Avala’yı terk etmeyin.

Unknown Hero

Ne Yenir, Ne İçilir?

Belgrade Red Bread

Yerel içkileri Jelen(Yelen) deneyebilirsiniz. Yerel yemeklerden Kobasica(büyük boy sucuk), Cevapcici(büyük boy inegöl köfte), Pljeskavica(büyük düz köfte gibi), Palancinke(tatlı) deneyebilirsiniz.

Memnun kalıp tavsiye edebileceğim cafe-restoranlar: Tri Sesira(rezervasyonlu), Boutique Cafe 2(1’i önermiyorum), Pekara Toma(pastaneler heryerdeler), Coffee Room, Berliner(bira-çerez,nehire yakın), Samo Pivo(hakkaten binbir çeşit bira),  Red Bread(kahvaltı), Moritz Eis(dondurmacı)

Sonuç Olarak

Anlatmak istediklerimin yarısı etmeyen ama yeterince uzun bir yazının çıkmasına vesile olan bu bilgiler haricinde. Benim Belgrad’a yeniden gitmek isteme sebebim; İnsanlar. Şehiri biraz gezdiğinizde zengin bir şehir olmadığını farkediyorsunuz ancak insanların güleryüzlülüğü, sosyallikleri ya da eğlenmeyi bilmeleri eksilmemiş bu maddi eksiklikler sebebiyle. Ben gittiğimde hem hava günün yarısı kapalı yarısı açık şekilde seyretti ve de eylül ayında gittiğimden nehir kenarındaki mekanların çoğu kapalıydı. Yazın havanın sıcak, ortamın cıvıl cıvıl olduğu bir dönem yeniden şehri deneyimlemek istiyorum müsait bir zamanda. Size de öneririm benimle benzer zevkleri paylaşıyorsanız. Geri dönüş uçağında Balkanlar gezilerinden 1 gün ayırdıkları Belgrad’ı hiç sevmediğini, kimseye önermeyip bir daha asla gelmeyeceğini söyleyen 2 insanın sohbetine de kulak misafiri oldum. Dediğim gibi zevk meselesi. Siz yalnızca turistik mekanları gezmekten zevk alıyorsanız,  Belgrad’ı 2 günde bitirebilirsiniz ama yok şehri tanımak, sokaklarında kaybolarak lokal ya da gezgin insanlarla tanışmaktan zevk alıyorsanız. Tatil ya da gezme eylemi sizin için koşuşturmacadan ibaret değilse. 5 gün bana az geldiği gibi size de az gelecektir.

Neden tanıdık bir yüz gibi dediğime gelirsek, gezerken tarihi sebeplerle şehrin ülkemizle benzerliklerini görmemeniz imkansız. Bazen, bu sokağa ilk defa giriyorum ama sanki daha önce gelmiş gibiyim hissi uyandırıyor sizde şehir.

Yazıyı noktalayamıyorum, ne zormuş bazen yazıyı toparlamak. Gezin, görün, ben beğendim diyip kaçayım en iyisi.

Kalemegdan Night

Leave a reply:

Your email address will not be published.

© 2016-2018 Alper Iskender