Blink

Yazarın önceki eserlerinden olan Outliers kitabını okuduğum için Blink’i kötü bir kişisel gelişim kitabıymış gibi gösteren alt başlığına aldırmadan satın aldım. Yazar bir kez daha güvenimi boşa çıkarmadı, şimdilik söylemesi erken olsada 2017’de okuduğum en iyi kitaplar arasına girebilir.

Peki bu kitap ne anlatıyor? Yazarın ”sezgi” kelimesini hiç kullanmayarak yanlış anlaşılmalara sebep vermek istememesinin altını çizerek onun lafları ile bir bakalım Blink ne imiş?

Kişinin yaşam boyu öğrenmeleri, izlemeleri, yapmaları sonrasında elde ettiği bilgelik sayesinde verdiği hükmü anlama girişimidir.

Kitabın anlattığı her hikaye merak uyandırıcı ama bu kitap özelinde beni kendisine çeken kitabın başlarında okurken yerimde doğrulmamı sağlayan bir hikaye oldu. Teniste çift hata hikayesi.

Tenis daima en sevdiğim sporlardan(belkide spor) olmuştur ve uzun süredir hiç bir Grand Slam’i kaçırmadan izlemekteyim. Yıllar geçtikçe odun olsanız bile evrilir oyunu daha rahat okur hale gelirsiniz. Bu sebeple merak ettiğim ama hayati de olmadığı için araştırmadığım bir soru kitapta anlatıldığı gibi benim de aklıma gelmişti. Bir karşılaşmayı izlerken servis atılmadan saniyeler(salise?) önce nasıl oyuncunun hata yapacağından bu kadar emin oluyoruz?(Atp turnuvalarında ortalama maç saatleri 2-3 saat ve maç başı ortalama çift hatalarda bir elin parmaklarını geçmez) İşte kitap tam da bu noktadaki yıllarca biriken bilginin bilinçdışı bizi nasıl yönlendirdiği ile ilgileniyor ve bunun aynı zamanda ne kadar güvenilmez olabileceğini, tekrar tekrar farklı hikayeler ile anlatıyor.

Bir parantez daha açmak istiyorum yazıyı bitirmeden, bir konu daha var beni hem şaşırtan hem de başka insanların ilgisini çekebilecek. Bir çok marketing sitesinde Coca Cola ve Pepsi hakkında hikayeler genellikle yer alır ama hiç birinde(en azından ben görmedim) bu kitapta anlatılan 90’lı yıllarda geçen hikayeyi okumadım.

Daha fazla kitabın büyüsünü bozmadan bu kitabı da size tavsiye ediyorum.

Not: Bu yazıyı yazarken aklıma geldi, sanki bütün okuduğum kitapları tavsiye ediyormuşum gibi ilerliyor -bir kitap- serisi. Aslında olan, ben sevmediğim şeyler hakkında konuşmam. Bir kitabı sevmemişsem, onu eleştirmek için bile olsa adını anmam, lafını etmem(genelde^^). Bu sebeple bu seri yalnızca sevdiğim ve tavsiye edebileceğim kitaplardan oluşmakta.

Leave a reply:

Your email address will not be published.

© 2016-2019 Alper Iskender